Tam olarak yazıldığı gibi okunan bir dil yok. Ve evet, bu tanıma belki de en yakın dil olmasına rağmen, Türkçe de istisnasız olarak yazıldığı gibi okunan bir dil değildir. Örnek mi? “Eksikliğinde seni çok arayacağım”: tam olarak seslendirildiği gibi yazılsaydı daha çok şuna benzeyecekti: “Eksikliinde seni çok arıycam”.

Bununla birlikte yazıldığı gibi okunmaya en yakın olan, istisnaları en az olan dillere aşağıdakileri örnek verebiliriz:

  • Hırvat Sırpçası
  • Fince
  • Çekçe
  • Letonca
  • İspanyolca
  • İtalyanca

Yukarıdakiler kadar olmasa da Arapça, Rusça ve Çince de nispeten yazıldığı gibi okunmakta.

Ve belki de mükemmele en yakını Türkçe. Ama hiçbiri ideal değil. Çünkü yazı dili, birden fazla kavram için ortak bir sembol üreterek ikinci bir şahıs tarafından kolayca algılanmasını sağlayan bir araç. Uzmanlar hiçbir yazı dilinin, konuşma dilindeki ses zenginliğini eksiksiz olarak aktaramayacağını ifade ediyorlar.

“Yazıldığı Gibi Okunan”, Doğru Bir İfade mi?

Bu soru üzerine çok fazla tartışma yapılsa da, doğruluğu hangi noktadan bakıldığına göre değişir. Kelime bazında mı, yoksa yazı birimi (harf veya grafem) bazında mı bakıldığına göre. Kelime bazında bakıldığında, aslında her dil yazıldığı gibi okunuyor. Hiç kimse başka bir şey yazıp başka bir şey okumuyor. O kelimenin yazıya dökülüşü nasılsa, o şekilde okuyor. Başka bir kelime gibi değil.

Ama tabi ki “yazıldığı gibi okunan” ifadesindeki kasıt belli. Birden fazla harfin bir sesi verdiği veya birden fazla sesin bir harfe denk geldiği oluyor mu; harf kombinasyonlarına göre o harflerin farklı sesler aldığı oluyor mu, yani harfler veya yazı birimleri yazıldığı gibi okunuyor mu? Her bir ses için en az bir, ve sadece bir adet yazı birimi var mı?

Hiç bir dilde yok.

Ses Birimleri ve Yazıdaki Karşılıkları

Bizim alfabemizde 29 adet harf var, ve her biri farklı bir sese tekabül etmektedir. Ancak, günlük konuşma dilimizde kullandığımız seslerin çok daha fazla olduğunu biliyor muydunuz?

Bir kere zaten neredeyse tüm sesli harflerimizde açık-kapalı-ince-kalın-uzun-kısa varyasyonlarından en an birkaç tanesi bulunuyor. Örneğin kedi kelimesindeki e harfi ile dede kelimesindeki e harfi aynı ses değil. İlki kapalı, ikincisi açık.

Ya da has Konyalı kardeşlerimizin etliekmek diyişlerindeki k harfinin alfabemizde tam bir karşılığı şu an için yok 🙂

İnsan dilinin aktarabildiği 2000 civarında farklı ses birimi olduğu düşünülüyor. Bunların bir çoğu tabi ki birbirine çok yakın, dolayısıyla kategorize edilmeleri çok zor. Dilin damaktan veya yanaktan ayrılırken çıkardığı beş farklı şıklama sesini kullanan bazı Afrika dilleri bile var. En kapsamlı kategorizasyonu, uluslararası fonetik alfabe (IPA) yapmaktadır.

Yazı Birimleri ve Yazıldığı Gibi Okunma Kuralları

Bir dilin yazıldığı gibi okunması için yazı birimlerinin, yani harflerin ve bitişik harf kombinasyonlarının (grafemlerin) aşağıdaki gibi şartları karşılaması gerekir:

1. Aynı Harf, Hep Aynı Sesi Vermeli

İngilizcenin yazıldığı gibi okunmayan bir dil olduğunu sanırım çoğumuz bu madde ile fark etmişizdir. “C” harfi, k sesi mi veriyor s sesi mi? Kullanıldığı yere göre değişiyor. Cat (kedi) kelimesinde k sesi verirken, cell (hücre) kelimesinde s sesi veriyor.

Not: Aslında kendi içinde tutarlı kuralları var, c sesinden sonra gelen sesli harf a-o-u olursa genelde k, e-i-sesli harf gibi okunan y olursa ise s sesi veriyor. Ama özellikle Celtic, Caesar gibi özel isimlerde yine istisnalar karşımıza çıkıyor.

İstisnalar olmasaydı bile, yani kendi içinde tamamen tutarlı kurallar olsaydı ve bu kurallara eksiksiz olarak uyulsaydı, yine yazıldığı gibi okunuyor diyemeyecektik. Birkaç paragraf yukarıda verdiğimiz gerekçe ile: Kelime bazında baktığımızda tüm diller yazıldığı gibi okunuyor, belki sadece bu maddeye baktığımızda hece bazında da yazıldığı gibi okunuyor olabilir; ama harf bazında değil.

2. Birden Fazla Harf, Hiçbir Zaman Aynı Ses Birimine Tekabül Etmemeli

C, k, q: İngilizcede hep aynı sesi verebiliyor. Bizdeki k sesini. Bir yabancı, o dildeki kuralları çok da detaylı bilmeden ses birimlerini yazıya dökemiyorsa o dil yazıldığı gibi okunmuyor, daha doğrusu okunduğu gibi yazılmıyor demektir.

Örneğin ilk defa İngilizce öğreniyoruz. Los Angeles sahillerinde beslediğimiz kedilere “ket” denildiğini öğrendik. Harflerin kullanımı ile ilgili de genel bilgiler aldık. “Ket” kelimesini yazıya nasıl dökeceğimizi, daha önce örneğini görmeden bilemiyorsak (cat mi, kat mi, qat mi?), o dil yazıldığı gibi okunmuyordur.

3. Hiçbir Ses Birimi İçin Harf Kombinasyonları Kullanılmamalı

Örneğin İngilizce’de “ş” sesini vermek için “sh” harf kombinasyonu, veya dil ön dişlerin altına temas ederken üflenen hava sesini aktarmak için “th” kombinasyonu kullanılıyor (think kelimesindeki gibi). Burada akla şu soru gelebilir: Tam olarak yazıldığı gibi okunuyor olamaz mı? Sh şeklinde yazılıp, ş şeklinde okunuyor, sorun nerede?

Sorun şurada ki, eğer İngilizce konuşan topluluklar ş sesi ile karşılaştıklarında eğer alfabelerinde bunun bir karşılığı olsaydı, harf kombinasyonu ile değil bir harfle ifade ederlerdi. Bu da şu demek, s sesine de h sesine de bir karşılık veren İngilizce;

  • ya konuşma dilinde kullanabileceği en az bir sesten feragat ederek yazı diline aktaramıyor (İshak kelimesindeki ses olabilir örneğin),
  • ya feragat etmemek için daha uzun harf kombinasyonları kullanmak zorunda kalıyor, bu nedenle daha başka bir sesten feragat etmek zorunda kalıyor ve uzun harf kombinasyonları ile işi daha da karmaşıklaştırıyor,
  • ya da bir yazı birimi birden fazla sese tekabül ediyor demektir.

Sh grafemi ilk maddeye girerken, th grafemi üçüncü maddeye giriyor. This (bu) ve thin (ince) kelimelerindeki th sesleri birbirinden farklıdır. İlkinde ses tellerinin titreşmesi, ikincisinde ise titreşmemesi gerekir.

Bu Farklılaşmaların Nedeni Ne?

Dillerin gelişmesi. İngilizce örneğin 1500’lü yıllardan önce yazıldığı gibi okunmaya çok daha yakın bir dilmiş. Diller geliştikçe, farklı lehçeleri ve kelimeleri konuşma diline aldıkça yazı dili yeterli gelmemeye başlar. Yazı dili de konuşma dili kadar hızlı bir evrimle uyum sağlayamadığı için, bir süre sonra farklılıklar ve “kuralı yok, bu böyle, ezberle geç”ler oluşmaya başlar.

Türkçenin yazıldığı gibi okunmaya en yakın dillerden biri olması, bir dil için çok az denilebilecek bir süre önce harf ve dil devrimine gitmiş olması.

Yazar Hakkında

Editör

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.